ZİYA GÖKALP’IN “İSLAMİYET ve ASRÎ MEDENİYET I-II” ADLI MAKALESİ ÜZERİNDE BİR İNCELEME ve METİN

YAZAN : Prof. Dr. Nurettin ÖZTÜRK

ÖZ: Bir düşünür olarak Ziya Gökalp’ın en önemli sorunsalı, çağdaş uygarlık ile İslam arasındaki ilişkidir. Gökalp’ın bu konudaki görüşleri Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak ve Türkçülüğün Esasları adlı eserleri ile makalelerinde bulunur. İslam’ın modernizm ile ilişkileri Halim Sabit Şibay’ın çıkardığı İslam Mecmuasının da ana teması olmuştur. Bu dergide Gökalp’ın da yazıları çıkmıştır. Bunlardan ikisi, imzasız yayımlandıkları için Gökalp bibliyografyalarında ve düşünürün toplu eserleri arasında yer almaz. Bu çalışmada anılan makaleler hem filolojik hem de tematik açıdan incelendi. Çıkan sonuç şudur: İslamiyet ve Asrî Medeniyet makaleleri dikkate alınmadan Gökalp’ın İslam’a ve çağdaş uygarlığa ilişkin görüşleri tam olarak anlaşılamaz. Çalışmanın sonunda, alan yazınında ilk kez olarak makalelerin yeni harflerle çevirisi ve makalelerin özgün baskısının tıpkıbasımı verilmiştir.

TÜRK DÜŞÜNCESİNDE GÖKALP’İN YERİ

Türk düşünce tarihinin kuşkusuz en önemli ismi Ziya Gökalp’tır. Görüşleri derleme, yüzeysel, dağınık diye eleştirilse bile bugüne değin Türk akademik hayatında da serbest düşünce ortamlarında da onun kadar kapsamlı, derinlikli, sistematik ve etkili bir Türk düşünürü yetişmemiştir. Eğer etkisine bakılacak olursa, anılan eleştirilerin bir bakıma yersiz olduğu da söylenebilir. Bir imparatorluk tarih sahnesinden çekilip ulus-devlet kurulurken çeşitli düşünce akımlarının, beklentilerin ve uğraşların sınır boylarında yetişen Gökalp, Türklerin son yüz elli yılında en önemli tartışma alanlarına yüreklice girmiş, çeşitli kuramlar ortaya atmış, tartışmış, akım yaratmış bir Türk düşünürüdür.

Ziya Gökalp’ın uğraştığı ana düşünme alanlarını yine kendi yazdığı ve Türk Yurdu dergisinde sekiz bölüm olarak yayınladığı bir makalenin başlığı (Gökalp 1329) çok açık biçimde sergilemektedir:

TÜRKLEŞMEK, İSLAMLAŞMAK, MUASIRLAŞMAK

Bu yapıtı geliştirerek Türkçülüğün Esasları’nı yazan Gökalp’ın üzerinde en çok kafa yorduğu konunun ulusal kimlik sorunu olduğu sanılır. Elbette saltanat uyrukluğundan çıkarken çeşitli etnik kimliklerden ortak ve çağdaş ulusal kimliğe evrilme onun çok önem verdiği bir sorundur. Bununla birlikte bütün pozitivistler gibi bir kültürel ve toplumsal kurum olarak gördüğü din, Gökalp’ın çok daha fazla önem verdiği bir düşünme alanıdır. Günümüzde Türkçülük tartışmalarının canlı biçimde sürmesi ve din alanındaki güncel siyasal olayların yeni dinsel önderleri öne çıkarması gibi gelişmeler, Gökalp’ın bir Türk Weber’i olarak tanınıp işlenmesini geciktirmiştir. Oysa İslam dini üzerine yazıları ve girişimleri Gökalp’ı din alanında güncel bir müfessir, fakih, ulema saymaya yetip de artacak yoğunluktadır. İslam Mecmuası’nda yayımladığı “İçtimaı Usul-i Fıkıh Meselesi’ne ilişkin makaleleri ve bu konu üzerinde başlayan geniş tartışmalar bunun kanıtlarıdır (Bakırcı 2004: 179-181).

İSLAM VE BATI İLİŞKİLERİ KONUSUNDA BİR İLGİNİN TARİHÇESİ VE KRİTİĞİ

Bundan yirmi beş yıl kadar önce yayınlanan bir makalede “Müslümanlığın batı uygarlığıyla uzlaştırılması” bağlamında pozitivist bir bakışla üretilen

1. Mistik ve metafizik bir dünya görüşü ile realist bir dünya görüşü nasıl uzlaşır?
2. Doğu-batı uzlaşmasıyla ortaya çıkacak yapı gecekondu mu olur saray mı?
3. Aralarında sömürgeci-sömürge çelişkisi olan iki dünyanın düşünce yapısının uzlaştırılması sömürgecinin eline güçlü bir silah vermek olmaz mı?

biçimindeki sorular üzerinden Gökalp’ın İslam ile çağdaş uygarlık veya onu temsil eden Batı arasında bir bireşim gerçekleştirildiğinde ne diyeceği tartışılmış ve bu soruların bilgi sosyolojisi açısından Gökalp için erken ve yabancı sorular olduğu yargısına ulaşılmıştı (Öztürk 1984).

Çeyrek yüzyıl geçtikten sonra geriye bakıldığında bu yargının pek de yerinde olmadığı, yargı sahibinin Gökalp’a haksızlık ettiği, kaynakları yeterince araştırıp görerek değerlendirmediği belirtilmelidir. Eğer yargı sahibi, İslam Mecmuası’nı o gün için tarasa ve değerlendirse, o soruların Gökalp’a yabancı ve erken sorular olduğu saptamasının aynı zamanda kendisi için de yabancı ve erken olduğunu görebilirdi. Aradan geçen süre ve bu süre içinde yaşanan arayış süreci, Gökalp’ın iki bölüm olarak yayımlanan bir makalesine rastlanması üzerine, belirli bir yanıta ulaşılabileceği umudunu doğurmuştur.

Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak

BİBLİYOGRAFYA VE ATIFLAR DÜNYASINDA “İSLAMİYET VE ASRÎ MEDENİYET” MAKALESİ

Ziya Gökalp araştırmalarında en büyük sorun, düşünürün makalelerinin tam kullanılmamasıdır. Hikmet Tanyu, Gökalp’ın “Yeni Türkiye’nin Hedefleri” adlı yazı dizisini kitaplaştırırken çeşitli örnekler üzerinden bu yanlışlık ve eksikliği vurgular (Gökalp 1974: 16-17).

Bu çalışmada ele alınan “İslamiyet ve Asrî Medeniyet I-II” adlı makaleler, II. Meşrutiyet döneminin en önemli Türkçü-İslamcı dergisi olan İslam Mecmuası (Erdoğan 1982; Çavdar 1988; Arai 1994: 127-143, 127-143; Güler 1995; Akpolat 1997: 204-218; Çavdar 2001: 53, 54; Bakırcı 2001; Bakırcı 2004: 178)’nda yayımlanmıştır. Makalelerin birincisi İslam Mecmuası’nın Yıl: 3, 15 Rebiulâhir 1335/26 Kânunısâni 1332 tarihli 51. sayısında, ss.1016-1022’de, ikincisi ise yine aynı derginin Yıl: 4, 7 Cemâziyelevvel 1335/1 Mart 1332 tarihli 52. sayısında ss. 1033-1040 arasında yer almaktadır. Her iki makalede de birer kere Gökalp’ın önceki makalelerine gönderme yapılmaktadır. Gerçekte imzasız metinleri kimin yazdığı konusu yakın çağ Türk bibliyografi tarihinde ölçütleri henüz tam olarak belirlenememiş bir sorundur. Tütengil, Sungu, Bilgegil ve Kaplan, Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin yayın organı olan Hürriyet gazetesindeki imzasız yazıların aidiyeti konusunu çeşitli açılardan incelemişlerse de, kesin bir sonuca ulaşamamışlardır. Yazı içinde yazarın yaşamına ilişkin olaylara değinilmesi, o dönemde makaleleri okuyanların işaretleri, çeşitli makalelerde işlenen ortak konu ve görüşler, düşünüş biçimi ve üslup gibi değişik ölçütler yazının aidiyeti konusunda bir ipucu verse de kesin sonuca götürmemektedir (Öztürk 2001: 278-287; Enginün 2006: 56).

Bugüne değin iki adet Gökalp bibliyografyası yayımlanmıştır. Bu bibliyografyalardan ilki Tütengil (Tütengil 1949; Spies 1951: 124), ikincisi de Binark-Sefercioğlu ikilisi tarafından hazırlanmıştır (BinarkSefercioğlu 1971). Her iki bibliyografyada da anılan makaleler ne İslam Mecmuası’nda çıkan makaleler içinde, ne de başka bir başlık altında yer bulabilmiştir.

Bu yayım dizelgelerinde yer almadığı için pek çok araştırmada “İslamiyet ve Asrî Medeniyet” makaleleri kullanılamamıştır.

Gökalp’ın makaleleri Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığınca yayımlanmıştır. Ferit Ragıp Tuncor’un derlediği ve içindekiler sayfasının bulunmadığı VIII. ciltte İslam Mecmuası ve başka dergilerde çıkan dinsel konulu makaleler toplanmıştır. Bu derlemede, imzasız yayınlanan “İslamiyet ve Asrî Medeniyet I-II” makalelerine yer verilmemiştir. Tuncor yalnızca “Gökalp” imzalı yazıları yeni Türk harflerine çevirmiştir (Gökalp 1981).

Gökalp’ın din ile ilgili makaleleri küçük bir kitapta toplanmıştır.
Hazırlayan, kitaptaki makalelerin çoğunun İslam Mecmuası’nda yayımlandığını belirtmektedir (Metehan 1977: 5). Ancak bu yazıya konu olan makaleler, anılan kitapta bulunmamaktadır. Bunun nedeni herhalde yine makalelerin imzasız yayımlanmış olmasıdır. Đkinci olasılık da, gerek Gökalp yayım dizelgelerinde gerekse Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanan makaleler dizisinin VIII. cildinde bu makalelerin yer almaması dolayısıyla görülememiş olmasıdır. O yüzden kitapta yer almamasını mazur görmek mümkündür. Ayrıca kitabın bilimsel olma savı da yoktur.

Gökalp’ın din sosyolojisine katkısını konu edinen bir makalede düşünürün Kültür Bakanlığınca yayımlanan makalelerinin VIII. cildi kullanılmış olmakla birlikte, burada da İslamiyet ve Asrî Medeniyet makaleleri görülmemiştir (Kılıç 2007: 123-141).

“Gökalp’ın kendine has bir İslamiyet görüşü vardır.” ana fikrinden yola çıkılarak yazılan ve “Gökalp’ın 1916-1923 yılları arasında çeşitli gazete ve mecmualarda neşrolunan İslamiyet’le alâkalı makale ve şiirlerine dayanarak bunlardan çıkarılan umumî neticeler” i göstermeye çalışan bir incelemede ise söz konusu makalelere göndermede bulunulmakta, ne var ki adres karışık verilmektedir. İncelemenin sonuna da ilgili makale ve şiirlerin bir listesi eklenmiştir (Abdülkadiroğlu 1985). Abdülkadiroğlu, İslam Mecmuası’nda çıkan Gökalp’a ait makaleleri İslamiyet ve Asrî Medeniyet makalelerini anmaksızın sıralamakta ve 7. dipnotta şu açıklamayı yapmaktadır (Abdülkadiroğlu 1985: 99): 

“Kâzım Nami Duru, Ziya Gökalp, İstanbul, M.E.Basımevi, 1965, s. 81’de Z. Gökalp’in İslam Mecmuası’nda imzasız bazı makalelelerinin, bu arada da “Din ve Şeriat” isimli makalesinin de neşrolunduğu yazılmaktadır. 44 üncü sayıdaki “Din ve Şeriat” makalesi bu kaynağa istinaden tespit olunmuştur.”

Bu sözlerinden imzasız yazılar sorunuyla Duru dolayısıyla da olsa karşılaştığı anlaşılan yazar “İslamiyet ve Asrî Medeniyet” makalelerine çeşitli sayfalarda gönderme yapmaktadır (Abdülkadiroğlu 1985: 101, 104, 109, 119, 122-123). Gökalp bibliyografyalarında ve başka kaynaklarda, bu makalelerin Tanin’de yayımlandığına ilişkin bir bilgi bulunmamasına rağmen, yazar bibliyografyasında makalelerin kaynağı olarak Tanin gazetesini göstermektedir. Öte yandan Gökalp’ın halifelik sorununa ilişkin görüşlerini başka yazılarına dayanarak açıklayan yazar, bu konuda hilâfetin yetki ve konumuna ilişkin yargı ve fetva hakkı açısından önemli saptamalarda bulunan düşünürün “İslamiyet ve Asrî Medeniyet” makalelerine değinmemektedir.

Özel mektuplarına dayanılarak Ziya Gökalp’ın hayat görüşünü ele alan bir bilimsel incelemede de bu makaleler kullanılmamıştır (Göçgün 1992). Makalelere gönderme yapılmamasını yine aynı nedene, imzasız yayımlanmasına bağlamak mümkündür. Bunun yanında çalışma Gökalp’ın özel mektuplarına ve bunlar içinde de özellikle Malta’dan aile bireylerine yazdıklarına dayanmaktadır. Hazırlayanın önemli bir tutumuna önemle değinilmelidir. Yazar, Gökalp’ın apaçık bir gerçek olmakla birlikte Necip Fazıl, Safa Mürsel ve Vehbi Vakkasoğlu gibi bazı yazarlarca yadsınan veya hakarete uğrayan “samimi dindarlığı”nı önemle vurgulamaktadır. Bu vurgu yersiz değildir. Çünkü Gökalp hakkındaki bir kitaba Safa Mürsel’in yazdığı önsözde, düşünürün, görüşlerinin dayanağını her şeyi ile Batı düşüncesinde bulan bir “Yeni Hayat” getirme gayreti olduğu ileri sürülmektedir. Gökalp’ın hastalık ve ölümünün anlatıldığı bölümde de Necip Fazıl’dan benimsenerek yapılan aktarımla, düşünürün “din ve İslam düşmanlığına bizzat eserleri şahitti” denmektedir (Vakkasoğlu 1984: 80). Göçgün ayrıca incelemesinin VI. Bölümünde Gökalp’ın Din ve İtikat Telâkkisi’ni (Göçgün 1992: 157-187) değerlendirmektedir. Bu bölümde yazar, Gökalp’ın “Allah’a ve İslami tevekküle olan büyük bağlılığı”nı yine mektuplara dayanarak sergilemektedir. Bu sayfalarda da “İslamiyet ve Asrî Medeniyet” makalelerine göndermede bulunulmamaktadır. Mektuplara dayalı bir çalışmada makalelerin kullanılmamış olması anlaşılabilir. Ancak, yazar anılan bölümün daha ilk sayfasında Gökalp’ın Peyman gazetesinde yayınlanan “Din İlmin Bir Netice-i Zaruriyesidir” makalesine gönderme yapmaktadır (Göçgün 1992: 157). Benzer biçimde başka konulardaki görüşlerini değerlendirirken de Gökalp’ın kitap ve makalelerine göndermede bulunmak yolu tutulmuştur (Göçgün 1992: 23, 68, 78, 79, 85, 86, 87, 118, 119, 131, 133, 137, 145). Düşünürün din ve itikat konusundaki görüşleri incelenirken burada anılan makalelerine de değinilmesi uygun olurdu. 

İkincil kaynaklarla yazılan ve Gökalp’ın bir Türk düşünürü olarak hayatı, kişiliği ve düşünce yapısının sergilendiği bir çalışmada da anılan makalelerden söz edilmemektedir (Gürsoy-Çapçıoğlu 2006: 89-98).

Toplumsal gelişim açısından Protestanlık ve İslam’ın Webergil tezler üzerinden incelendiği bir çalışmada, konunun odak noktasını söz konusu karşılaştırmanın oluşturmasına, yazının içinde Gökalp’a değinilmesine ve Gökalp’ın da “İslamiyet ve Asrî Medeniyet” makalelerinde doğrudan doğruya İslam-Protestanlık karşılaştırması yapmış olmasına karşın yine bu makaleler görülmemiş ve kullanılmamıştır (Yıldırım 1995: 177- 189).

Benzer biçimde, genel olarak Türkçü akımın, özel olarak da Gökalp’ın dinsel görüşleri, din sosyolojisine katkıları veya medeniyet hakkındaki görüşlerini konu edinen çalışmalarda da İslamiyet ve Asrî Medeniyet makalelerinden yararlanılmamıştır (Baykara 1982: 14-19; Özyurt 2005: 179-198; Günay 1989: 223-236; Güngör 1993: 50-62; Akpolat 1997: 204-218; Keskin 2003: 101-118; Kılıç 2007: 123-141).

Buna karşılık Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Osmanlı Devleti’ndeki temellerinin ele alındığı bir makalenin 20 ve 33. dipnotlarında İslam Mecmuası’nda çıkan İslamiyet ve Asrî Medeniyet makalelerine gönderme vardır (Erşahin 1998: 448-451; Erşahin 2008: 182-198).

Benzer biçimde, önemli çağdaş Türk toplumbilimcilerinden biri olan Orhan Türkdoğan’ın Weber ile ilgili çalışmalarında da anılan makalelere gönderme vardır (Türkdoğan, 2005: 335; Türkdoğan 2007: 704).

Türkçe dışındaki dillere bakıldığında, iki yerde İslamiyet ve Asrî Medeniyet makalelerinin Ziya Gökalp’a ait olarak gösterilip İngilizce yayımlandığı görülür. Önce Niyazi Berkes, Türk Ulusçuluğu ve Batı Uygarlığı adıyla 1959 yılında Gökalp’ın edebiyat, dil ve halkbilim alanları dışında kalan yazılarından bir derleme yaparak İngilizce yayınlar. Bu derlemede İslamiyet ve Asrî Medeniyet adlı iki makaleye de yer verir (Gökalp 1959; Gökalp 1981; Jaschke 1959: 172-173; Kirk 1960: 402; Webster 1960: 186; Lewis 1960: 281-284). Ardından Charles Kurzman, İslam dünyasındaki modernist düşünürlerin yazılarından oluşturduğu seçkide Berkes’in derlemesinden aynı makaleleri aktarır. Kurzman’ın derlemesinde bölüm başında Şükrü Hanioğlu’nun Gökalp üzerine kısa bir tanıtımı yer alır (Kurzman 2002: 192-197). Kurzman Berkes’ten olduğu gibi aldığına göre, bu makalelerden Đngilizce okurları haberdardır. Ayrıca bu önemli hizmet, Berkes gibi II. Dünya Savaşı sonrası Boratav, M. Şerif ve Boran gibi McCartyci anti-entelektüel uygulamaların kurbanı olmuş bir Türk bilim adamı ve aydını tarafından yerine getirilmiştir. Ne var ki Berkes’in çevirisinde bazı sorunlar vardır. Bu çalışmada bir sözcük ilk anda okunamadı. Đkinci makalenin sonlarında (s. 1037) nezaret müsteşarlığından söz edilmektedir. Nezaret sözcüğü, sonundaki harfin peltek se gibi basılmasından dolayı okunamayınca, daha doğrusu nezares gibi okununca, Berkes’in İngilizceye bu yönetsel birimi nasıl çevirdiğine bakıldı ve o kavramın içinde yer aldığı paragraftan yalnız ilk iki cümlenin çevrildiği, sonrasının Hz. Muhammed’e dek olan bölümünün özetlenerek verildiği görüldü. Bu bakımdan, makaleler tam olarak ne İngilizcede, ne de yeni harfli olarak Türkçede vardır. Metinler ilk kez burada eksiksiz biçimde yayımlanmaktadır.

KAPİTALİZM – DİN İLİŞKİLERİ AÇISINDAN WEBER GÖKALP

Erol Güngör, Ülgener’in Türk toplumbilimindeki yeri üzerine yazdığı bir yazıda, bugün dünyadaki toplumbilimciler çok kaba hatlarıyla iki gruba ayrılsa; bunların büyük kısmını Weberci, çok az bir kısmını da Marksçı diye adlandırmak gerektiğini söyler. Ona göre bunun nedeni, toplumbilimin can alıcı konularında bu iki kişinin birbirine karşıt iki ayrı görüşü temsil etmiş olmasıdır (Güngör 1982: 19-21; Güngör 1986: 2934). Belirli bir alanda kimin daha büyük pir veya üstat olduğu tartışması, orta zamanların skolastik anlayışının bir uzantısıdır. İsteyen öğrenci istediği hocasını başöğretmen olarak görebilir. Ancak bu duygu durumunun psikolojik bir gerçeklik taşıdığı, nesnel olmadığı bilinmelidir. İkinci ve daha önemli bir nokta olarak Weber’in Marks ile karşılıklı durumunu karşıtlık olarak nitelemenin de; o yazının yazıldığı dönemdeki iki kutuplu dünyanın yarattığı duygu durumunun türevi olduğu söylenmelidir. Asıl nesnel olunması gereken durum işte bu karşıtlık polemiğidir. Marks ile Weber’in gerçek karşıtlığı ne yöntemleri, ne konuları, ne de vardıkları yargılardır. İkisini ayıran belki de tek karşıt tutum, Marks’ın politikayı yaşamın yeniden üretiminin temel aracı olarak görmesine ve her anında politik davranmasına, kendini bir kampa angaje etmesine karşılık Weber’in bilim ile siyaset arasına kesin bir duvar örmesi ve iki kürsüyü birbirine asla karıştırmamasıdır (Weber 1987: 32-45, 79-151). Bu yüzden Marks hemen herkes tarafından politik bir figür olarak anlaşılıp kitlelerce tanınırken Weber’in ünü kürsü çevresiyle sınırlı kalmıştır. Ne var ki bu farklılık birinin diğerine karşıt olduğunu göstermeyeceği gibi herhangi birinin bilimsel alanda daha isabetli olduğunu veya olmadığını da göstermez.

Marks, ekonomi-politik adını verdiği bilim alanında tarihin maddesinin iktisat olduğu görüşüyle çalışmalar yapmıştır. Tarihte başat belirleyenin iktisat olduğu görüşü, diğer deyişle tek-nedencilik, hiçbir aklı başında araştırıcının kabul edebileceği bir görüş değildir. Ne var ki esasen Marks da böyle bir monizmde dayatmamıştır. Sonradan arkadaşı Engels, o dönemde iktisadın küçümsenmesine karşı güçlü bir vurgu yapmak gerektiği için öyle davrandıklarını bir mektubunda itiraf etmiştir:

“Genç kuşakların ekonomik unsur üzerinde fazlaca durmağa yönelmelerinde, Marx’ın ve benim de kusurlarımız oldu. Ancak, ekonomik unsuru inkar eden muarızlarımıza karşı asli ilkeyi kuvvetle belirtmek zarureti içinde, öteki unsurların hakkını vermeğe her zaman vaktimiz, yerimiz ve imkanımız bulunmadı.” (Ulutan, 1980: 323).   

Gerçekten de her türlü bilimsel çözümlemede etkenlerin karşılıklı işlevi, daha açıklayıcı bir model sunmaktadır. İşte Weber, özellikle Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı yapıtında, toplumsal çözümlemelerde tek nedenci açıklamalara karşı; kendisinin Marx ve yöntemiyle ilişkisinin karşıtlık içinde olmaktan çok yararlanma biçiminde olduğuna ilişkin olarak (Weber 1987: 48, 64) mezhep yaşantı ve öğretilerinin iktisadi yaşamdaki rolünü göstermiştir. Weber biyografı MacRae’ye göre, Marksizmi bir sosyoloji gibi görenler açısından Weber Marks’ın büyük karşıtıdır. Ancak bu yanlıştır ve MacRae yazdığı kitabın bu yanlışı düzelteceğini umar (MacRae 1985: 17-18). MacRae, Weber sağken Marks’ın ününün 1917 sonrasındaki veya 1970’lerdeki gibi olmadığını, adı geçenin Weber’in gözünde bir fikir ve bilgi hazinesinden ibaret olduğunu kaydeder (MacRae 1985: 53-62). Weber ancak 1917 Devrimi sırasında derslerini “Tarihsel Materyalizmin Pozitif Bir Eleştirisi” adı altında ve konferans biçiminde sunmuştur. Bu konferanslarında da doğrudan marksizmi eleştirmemiş, dünya dinleri ve siyasetine ilişkin görüşlerini açıklamıştır (Weber 1987: 23, 64).

Weber ile Marks arasında bir karşıtlık değil yöntem anlayışı farklılığı olduğu böylece vurgulandıktan ve her iki bilim adamının da sonuçta tek nedenciliğe bakışı ortaya konduktan sonra, bu açıklamaların Gökalp ile ilgisinin ne olduğu sorusu artık yanıtlanabilir.

Tıpkı Weber (1864-1920) gibi Gökalp (1876-1924) de tarihsel materyalizme karşı, önemli bir makale kaleme almıştır. Bu makalede Gökalp, toplumsal olayların yorumu ve açıklanmasında iki toplumbilim sistemi olduğunu yazar. Bunlardan birincisi Marks’ın tekelci/indirgemeci bir iktisadi determinizme dayalı tarihi maddeciliği, ikincisi de iktisadi etkenin öbür etkenlerle eşit bir etken olduğunu söylemekle birlikte kolektif tasavvuru “yegane” ve “asıl” etken olarak gören Durkheim’inkidir (Gökalp 1923; Gökalp 1990: 69-80; Berkes 1959: 60-66; Gökalp 1980: 25-31). Bu iki kutuplu karşıtlık modeli, Güngör’ün ikili karşıtlığının temeli gibi görünmektedir. Yalnız Güngör Durkheim yerine Weber’i koymaktadır. Acaba Gökalp Weber’den haberdar mı idi? Üzerinde durdukları konuların koşutluğu ortadadır. Ancak bir etkilenme veya karşılaştırma yapılabilecek veri elde yoktur. Gökalp’ın İslamiyet ve Asrî Medeniyet makaleleri, konuyu iktisadi determinizm açısından değil tarihsel bağlamda din-devlet ilişkileri açısından ele almaktadır. Ancak Gökalp ne bu yazılarında ne de başka yazılarında Weber’in anahtar kavramları olan rasyonalite, karizma, bürokrasi veya yaşamın büyüsünü yitirip tatsızlaşması kavramlarına başvurmaktadır. Đki düşünür ve toplumbilimciyi birleştiren ana kavram Protestanlık’tır. Gökalp’ın asri medeniyet kavramı kapitalizm biçiminde okunacak olursa, Protestan ilkelerinin kapitalizmin doğuşundaki rolüne merkezi bir önem verdiği görülür. Gökalp’a göre asri medeniyet veya kapitalizm klasik Hıristiyanlık’tan yani Katolik tekelciliğinden uzaklaştıkça yerleşmiştir. Protestanlık da, İslamiyet’in din ve yargı kurumları arasında yarattığı ayrılığı benimsedikçe gelişmiş ve uygarlığın gelişimine katkıda bulunmuştur. Böylece Gökalp Protestan ahlâkı ile İslamiyet arasında özce bir benzerlik kurmaktadır. Dolayısıyla “Kapitalizmin ruhu Protestan ahlakıdır” diyen Weber gibi, Gökalp’ın temel tezi de şöyle okunabilir:

“Asrî medeniyetin ruhu İslam ahlâkıdır”.

Bundan sonra yapılacak iş, ekte verilen metnin değişik bağlamlarda okunması ve yorumlanması biçiminde olacaktır. “Türkiye’nin Calvin’i kim” veya “Türk ekonomisinin yeni motor zihniyetini oluşturan ‘Kalvinist Müslüman’ veya ‘Protestan Müslüman’ hareketinin fikri lideri kimdir?” (Özkök 2006) sorusu da bu metin dikkate alınmadan yanıtlanmamalıdır.

Bu çalışmada öncelikle bir metin yayını gerçekleştirilmeye ve anılan metne literatürde yapılan atıfların durumu sergilenmeye çalışılmıştır. İkinci olarak da anılan makalelerin Türk düşünce hayatındaki önemi, Gökalp ile çağdaşı Weber karşılaştırılarak ortaya konmaya gayret edilmiştir. Makalelerin daha derinlikli ve çeşitli bağlamlarda değerlendirilmesi, değişik alanların uzmanları tarafından gösterilecek ilgiyi beklemektedir. Yeni Türk edebiyatına Milli Edebiyat Cereyanı ve Yeni Lisan Hareketi öncülüğü ile çağ açan bir etkisi bulunan Gökalp’ın Türk düşüncesinin ve bilim dünyasının değişik alanlarına sağladığı katkılar herhalde daha uzun yıllar tartışılmaya devam edecektir. İşte bu süreçte önemine dikkat çekilen ve metni sunulan makalelerin, yeni düşüncelerin ortaya çıkmasına yardım edebilecek nitelikte olduğu rahatlıkla söylenebilir.

KAYNAKÇA

ABDÜLKADĐROĞLU Nuran (1985), “Gökalp’te İslamiyet Telâkkisi”, Türk Kültürü Araştırmaları, Yıl: XXIII/1-2, Ankara, s.93-126.
AKPOLAT Davud Yıldız (1997), “II. Meşrutiyet Dönemi Sosyolojisinin Kaynakları II: İslam Mecmuası”, Türkiye Günlüğü, Mart-Nisan 1997, S. 45.
AKPOLAT Yıldız (1997), “II. Meşrutiyet Dönemi Sosyolojisinin Kaynakları II: İslam Mecmuası”, Türkiye Günlüğü, 45/Mart-Nisan 1997, s. 204-218.
ARAĐ Masami (1994), Jön Türk Dönemi Türk Milliyetçiliği, (çev. Tansel Demirel), İstanbul, İletişim Yayınları
BAKIRCI Mustafa (2001), İkinci Meşrutiyet Dönemi İslam Mecmuasında Din Sosyolojisi Konularıyla Đlgili Tartışmalar, (Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul.
BAKIRCI Mustafa (2004), “II. Meşrutiyet Dönemi Din Sosyolojisinin Önemli Bir Kaynağı: İslam Mecmuası (1914-1918)”, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Bahar 2004, S. 17, s.177-210
BAYKARA Tuncer (1982), “Ziya Gökalp’in Medeniyet Anlayışı”, Milli Eğitim ve Kültür, Mayıs 1982, S. 15, ss.14-19
BINARK İsmet-Nejat SEFERCĐOĞLU (1971), Doğumunun 95. Yıldönümü Münasebetiyle Ziya Gökalp Bibliyografyası Kitap-Makale, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara.
ÇAVDAR R. Tuba (1988), İslam Mecmuası’nın Türk Dönemsel Yayını İçinde Yeri ve Önemi, (İstanbul Üniversitesi Basın-Yayın Yüksek Okulu Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul.
ÇAVDAR, Tuba (2001), “İslam Mecmuası”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, C. 23, İstanbul.
ENGĐNÜN Đnci (2006), Yeni Türk Edebiyatı Tanzimat’tan Cumhuriyet’e (1839- 1923), Dergâh Yayınları, İstanbul.
ERDOĞAN Adil (1982), İslam Mecmuası’nın Sistematik Đndeksi, (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Yayımlanmamış Lisans Tezi), İstanbul.
ERŞAHĐN Seyfettin (1998), “Meşihat-ı İslamiyet’ten ‘Diyanet Riyaseti’ne Ziya Gökalp’in Şeyhülislamlık Tasarısı”, Ankara Üniversitesi Đlahiyat Fakültesi Dergisi, C. XXXVIII, s. 448-451
ERŞAHĐN Seyfettin (2008), “The Ottoman Foundation of the Turkish Republic’s Diyanet: Ziya Gokalp’s Diyanet Ishlari Nazarati”, The Muslim World, Vol. 98, April-July, s.182-198;
GÜLER Ruhi (1995), İslam Mecmuası (1914-1918) ve Đçeriği, (İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul.
GÜNAY Ünver (1989), “Ziya Gökalp ve Din Sosyolojisi”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Kayseri, S. 3, s.223-236

GÜNGÖR Erol (1982), “Ufkumuzda Bir Aydınlık”, Türk Edebiyatı, Haziran, S. 104, s.19-21
GÜNGÖR Erol (1986), Dünden Bugünden Tarih Kültür Milliyetçilik, Ötüken Yayınevi, İstanbul.
GÜNGÖR Erol (1993), “Ziya Gökalp ve Türkçülükte Din Meselesi”, Sosyal Meseleler ve Aydınlar, Ötüken Yayınları, İstanbul, s. 50-62 (Bu makale daha önce Ziya Gökalp Dergisi, Ekim 1977, S. 8, s. 392-403 ve Atsız Armağanı, Ötüken Yayınevi, İstanbul 1976, s.267-280’de yayımlanmıştır)
GÜRSOY Şahin-İhsan ÇAPCIOĞLU (2006), “Bir Türk Düşünürü Olarak Ziya Gökalp’ın Hayatı, Kişiliği ve Düşünce Yapısı Üzerine Bir Đnceleme”, Ankara Üniversitesi Đlâhiyat Fakültesi Dergisi, 47, S. 2, s. 89-98
GÖÇGÜN Önder (1992), Hususi Mektuplarına Göre: Ziya Gökalp’ın Hayat Görüşü, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara.
JASCHKE G. (1959), Turkish Nationalism and Western Civilization by Niyazi Berkes : Ziya Gökalp, Die Welt des İslams, New Series, Vol. 6, Issues 1/2, pp.172-173
KESKĐN Y. Mustafa (2003), Ziya Gökalp’in Din Anlayışı, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi S. 8, s.101-118
KILIÇ A. Faruk (2007), “Ziya Gökalp’in Türk Din Sosyolojisi Geleneğine Katkıları”, Sakarya Üniversitesi Đlahiyat Fakültesi Dergisi, S. 16, s. 123- 141
KILIÇ A. Faruk (2007), ”Ziya Gökalp’in Türk Din Sosyolojisi Geleneğine Katkıları”, Sakarya Üniv. Đlâhiyat Fakültesi Dergisi, S. 16, s.123-141
KIRK George (1960), Turkish Nationalism and Western Civilization: Selected Essays of Ziya Gökalp by Niyazi Berkes, The Journal of Modern History, December, Vol. 32, No. 4, p. 402
KURZMAN Charles (2002), (Ed.), Modernist Islam, 1840-1940 A Sourcebook, Oxford University Press, p. 192-197
LEWĐS Bernard (1960), Turkish Nationalism and Western Civilization: Selected Essays by Ziya Gokalp; Niyazi Berkes, Political Science Quarterly, Jun, Vol. 75, No. 2, pp. 281-284
MACRAE Donald (1985), Weber, (çev. Nur Vergin), Afa Yayınları, İstanbul.
METEHAN Orhan (1977), Ziya Gökalp ve Din, Dede Korkut Yayınları, İstanbul.
SPĐES Otto (1951), “Ziya Gökalp Hakkında Bir Bibliyografya Denemesi by Cavit Orhan Tütengil”, Oriens, 15 August, Vol: 4, No.1, p. 124.
TÜRKDOĞAN Orhan (2005), İslami Değerler Sistemi ve Max Weber, IQ Yayıncılık, İstanbul.
TÜRKDOĞAN Orhan (2007), Türk Toplumunun Kültürel Dinamikleri, Kum Saati Yayınları, İstanbul.

TÜTENGİL Cavit Orhan (1949), Ziya Gökalp Hakkında Bir Bibliyografya Denemesi, İstanbul Üniversitesi Đktisat Fakültesi İçtimaiyat Enstitüsü Neşriyatı, No.13, İstanbul.
ULUTAN Burhan (1980), Marxizm ve Leninizm, Ötüken Yayınları, İstanbul.
VAKKASOĞLU Vehbi (1984), Tarih Aynasında Ziya Gökalp, Cihan Yayınları, İstanbul.
WEBER Max (1987), Sosyoloji Yazıları, (çev. Taha Parla), Hürriyet Vakfı Yayınları, İstanbul.
WEBSTER Donald E. (1960), Turkish Nationalism and Western Civilization: Selected Essays of Ziya Gökalp by Niyazi Berkes, Annals of the American Academy of Political and Social Science, May, Vol. 329, p. 186.
YILDIRIM Ergün (1995), “Toplumsal Gelişme Açısından Protestanlık ve İslam”, Türk Sosyoloji Dergisi, İstanbul, s. 177-189.
ÖZKÖK Ertuğrul (2006), “Türkiye’nin ‘Calvin’i Kim”, Hürriyet, 26 Ocak 2006.
ÖZTÜRK Nurettin (1984), “Çağdaşlaşma ve Gökalp”, Bireşim Yazın-Düşün Sanat Seçkisi, İzmir, s.30-39.
ÖZTÜRK Nurettin (2001), Türk Edebiyatında Đnsan, Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Ankara.
ÖZYURT Cevat (2005), “Milletleşme Sürecinde Ziya Gökalp’in Medeniyet Anlayışı”, Doğu-Batı, Şubat-Mart-Nisan 2005, Yıl: 8, S. 31, s.179-198.

Ziya Gökalp (1329), ”Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak: 1 (Üç Cereyan)”, Türk Yurdu, C. III, S. 11 (35), Mart 1329, s. 331-337; “TĐM:2-Lisan”, Türk Yurdu, C. III, S. 12 (36), Nisan 1329, s. 367-370; “TĐM: 3- Anane ve Kaide”, Türk Yurdu, C. IV, S. 15 (39), 2 Mayıs 1329, s.480- 484; “TĐM: 4-Cemaat ve Cemiyet”, Türk Yurdu, C. IV, S. 17 (41), 30 Mayıs 1329, s.565-570; “TĐM: 5”, Türk Yurdu, C. IV, S. 22 (46), 8 Ağustos 1329, s.753-760; “TĐM: 6-Cemaat Medeniyeti”, Türk Yurdu, C. IV, S. 23 (47), 22.8.1329, s.798-805; “TĐM: 7-Mefkure”, Türk Yurdu, C.V, S. 8 (56), 26 Aralık 1329, s. 1088-1092; “TĐM: 8-Türk Milleti ve Turan”, Türk Yurdu, C. VI, S: 2 (62), 20 Mart 1329, s. 2053-2058.
(Ziya Gökalp), “İslamiyet ve Asrî Medeniyet I-II” İslam Mecmuası, 15 Rebiulâhir 1335/26 Kânunısâni 1332, Yıl 3, S. 51, s. 1016-1022.
(Ziya Gökalp), “İslamiyet ve Asrî Medeniyet I-II” İslam Mecmuası, 7 Cemâziyelevvel 1335/1 Mart 1332, Yıl 4, S. 52, s. 1033-1040.
Ziya Gökalp (1923), “Tarihî Maddecilik ve İçtimaı Mefkûrecilik”, Yeni Gün Gazetesi, 8 Mayıs 1339/1923.
Ziya Gökalp (1959), Turkish Nationalism and Western Civilization (Selected
Essays of Ziya Gökalp), (ed. Niyazi Berkes), London, Ruskin House
George Allen and Unwin Ldt, ve New York, Columbia University Press, 336 pgs (2. Baskı: Westport, Conn. Greenwood Press, 1981; İslamiyet ve Asrî Medeniyet makalelerinin İngilizce çevirileri şuradadır: Part II/VII İslam and Modern Civilization, s. 214-223).
Ziya Gökalp (1974), Yeni Türkiye’nin Hedefleri, (hzl. H. Tanyu), Baha Matbaası, İstanbul.
Ziya Gökalp (1980), Makaleler-IX, Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul.
Ziya Gökalp (1981), Makaleler-VIII, (hzl. R.Tuncor), Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara.
Ziya Gökalp (1990), Türkçülüğün Esasları, MEB Yayınları, İstanbul.

KAYNAK : 

NURETTİN ÖZTÜRK – ZİYA GÖKALP’IN ” İSLAMİYET ve ASRÎ MEDENİYET I-II ” ADLI MAKALESİ ÜZERİNDE BİR İNCELEME ve METİN

(TÜRKLÜK BİLİMİ ARAŞTIRMALARI)