Türkiye’de Etnobotanik 

Anadolu yarımadası, iki kıta arasındaki konumu nedeniyle zengin bir bitkisel çeşitliliğe sahip olduğu kadar kültürel yönden de onbinlerce yıldır gelip geçen ve yerleşip karışan insan topluluklarının yarattığı büyük bir zenginliğe sahiptir. Araştırmalar, dünyada biyoçeşitliliğin yüksek olduğu alanların yerli kültürlerin başat olduğu alanlar olduğuna işaret etmektedir.[8]

İvriz’deki kaya kabartmaları

Günümüzden 4000- 3000 yıl önce Anadolu’da yaşamış bir uygarlık olan Hititler. Anadolu topraklarının verimliliğine ve insan –  bitki ilişkisine dair çok güzel görsel betimlemeler sunar. Örneğin Konya Ereğli’de geç Hitit dönemine ait bir kaya anıtı olan İvriz kabartması 8. yüzyıla tarihlenir. Tuwana Kralı Warpalawa’yı bir elinde Anadolu’nun upuzun saplı yerli buğdayları, diğerinde bol ve küçük taneli üzüm salkımı tutan tanrı Tarhunza’ya tapınırken gösterir.[9][10] Tanrı Tarhunza’nın kemerinde asma yaprakları ve iki büyük salkım daha asılıdır. Anadolu topraklarının bereketini sağlamak üzere Hititler İmparatorluk döneminde, çağdaşları Mısır Yeni Krallığı ile ilişkiye girmiş ve tıp alanında hekim takası dahil işbirliği yaptıkları bilinmektedir.

Anadolu’nun bitkilerini de kapsayan en eski tıp kitabı bugünkü Adana ili sınırlarında, Anavarza’da doğan ve olasılıkla o dönem oldukça ileri bir eğitim merkezi olan Tarsus’ta eczacılık ve tıp eğitimi alan Romalı hekim Pedanius Dioscorides’in “De Materia Medica” adlı eseridir.[11] 1. yüzyıla tarihlenen bu dev yapıt 600 den fazla bitkinin çeşitli yararlarını aktarır. Tıbbi bitkiler temel ilgi alanı olsa da, yenen ya da zehirli bitkilere de değinir, hatta yemek tarifleri verir. Bu bilgilerin çoğu kendinden öncekilerin ve kendisinin bilgi birikimine, deneyimlerine dayanmaktadır. De Materia Medica, yüzyıllar boyunca pek çok dile çevrilmiş, 1500 yıl gerek Batıda, gerekse doğuda yaygın olarak kullanılmıştır.[12]

Osmanlı gezgini Evliya Çelebi 17. yüzyılda sadece Anadolu’da değil, gezip gördüğü Kuzey Afrika, İran ve çeşitli Avrupa ülkeleri ile Kafkaslarda gelenekleri, ilginç meyveleri, sebzeleri, yemekleri, adetleri kaydederek bu alandaki bilgilerimize önemli katkılar sağlamıştır.[13]

Prof. Dr. Turhan Baytop’un Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi adlı yapıtı[11] Türkiye’nin etnobotanik tarihçesi açısından da temel yayınlardandır. 500 kadar tıbbi bitki ve bunların kullanımlarını kapsadığı gibi Türkiye’de tıp ve eczacılık eğitimi ile araştırmalarının tarihçesini de verir. Ayrıca yayımladığı Türkçe Bitki Adları Sözlüğü her türlü yararlı bitki adını kapsayan bir kaynaktır, eski yayınlara çok sayıda gönderme yapar.[14] 1990’lardan bu yana Türkiye’de sadece tıbbi ya da ekonomik değeri olan bitkiler değil, kültürel kullanımları ve sembolik anlamları olan doğal bitkiler ve tarımı yapılan yerel çeşitler de araştırılmaktadır. 2014’te yapılan bir derlemede Cumhuriyet dönemini kapsayan 1500 kadar etnobotanik yayın listelenmiştir.[3] Türkiye’de yaşayan halkların bitkileri gıda, şifa, yakacak, yem, boya ve el sanatlarında kullanımları, farklı dil ve şivelerde bitki adlandırmaları, geçmiş kültürlerdeki bitki kullanımları, pazarlara getirilen bitkilere ilişkin çalışmalar ve sayısal değerlendirmeler yeni çalışma alanları olarak gözlenmektedir. (Resim3)

Halkların bitkilere ilişkin bilgisi, UNESCO’nun 2003’te kabul ettiği ‘Somut olmayan kültürel miras sözleşmesi’ ile tüm kültürel unsurlar gibi korunması, kaydedilmesi gereken bir miras olarak görülmeye başlanmıştır. Bugüne dek 150 ülke tarafından imzalanan sözleşmeyi Türkiye 2006 yılında tanımıştır.[15] Böylece halkların sözlü gelenek, müzik ve anlatımları olduğu kadar, doğa ve evrenle ilgili uygulamaları da koruma altına alınmıştır. Günümüzde ‘geleneksel bilgi’ durağan, kuşaktan kuşağa aktarılan bir olgu değil, bir süreç olarak değerlendirilmektedir. Etnobotanik dalında araştırma yöntemleri, niteliksel, niceliksel ve etik kavramlar dahil son yıllarda önemli değişimler geçirmektedir. Türkiye’de üniversitelerin biyoloji-botanik, eczacılık ve antropoloji bölümlerine ek olarak Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Yüksek Okulları’nda etnobotanikle ilgili dersler ve tezler verilmekte, ulusal ve uluslararası kongre, konferans ve seminerlere konu olmaktadır. Halk botaniği alanında popüler ve bilimsel daha çok yayın, daha çok sunum yapılmaktadır.