Osmanlı Devleti Duraklama ve Gerileme

(1683-1827)

1683 II. Viyana bozgunu sonrasında Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa idam edildi.

Bu bozgun sonrasında zaten diken üstünde olan Saltanat iç ve dış baskılarla boğuşmak zorunda kaldı.

Celali İsyanları sonrasında devlet içerisinde büyük göçler olmuş ve toplumun sosyo-ekonomik düzeni bozulmuştu.

Celali İsyanları (çizim)

Köprülü Fazıl Ahmet ve Köprülü Fazıl Mehmet Paşa Sadrazamlıkları döneminde ekonomik, ticari ve yönetimsel birçok reform yapılmış ve yürütülmüş olsa da yetkinliği olmayan birçok bürokrat toparlanmaya yüz tutmuş gücü büyütememişlerdir.

Avrupa ve dünyada yeni bulunan coğrafyalara ve keşiflerin gerisinde kalınmıştı.

Yeniçeri ocağı tamamen bozulmuş, askeri disiplinden uzak başıbozuklar topluluğu haline gelmişti.

Yeniçeri

Ülkenin en önemli dinamiklerinden olan Tımar sistemi yapısal olarak bozulmuştu.

Bunların yanı sıra Avrupa alternatif deniz yolları ile Hindistan gibi zengin ülkelere ve diğer yeni keşfedilen coğrafyalar üzerinden elde ettiği zenginlikle ilerlerken Osmanlı Devleti bu ekonomik hıza yetişemedi.

1699 senesinde Kutsal Roma Germen İmparatorluğuna ile imzalanan Karlofça Anlaşması ile ilk toprak kaybını yaşamıştı.

Bu dönemde Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, Venedik, Malta Şövalyeleri, Prusya, Lehistan ve Rusya’ya karşı yapılan savaşlar büyük ölçüde mağlubiyetlerle sonuçlanmaya başlamış ve galip ülkelere ağır vergiler verilmek zorunda kalınmıştı.  

Padişah III. Selim zamanında birçok alanda reform yapılmaya çalışılmış olsa da bürokratların yetersizliği yüzünden başarılı olmamıştır.

Başta Fransa olmak üzere birçok ülkeden askeri ve teknolojik yetkinliği olan kişiler getirilerek birçok konuda hizmet sağlanmak amaçlanmış olsa da yeniçeri ve bürokratik beklentileri yüksek olanlar tarafından bu icraatlar yavaşlatılmış veya engellenmiştir.

Sultan II. Mahmut dönemine kadar parça parça yaşanan toprak kaybı ve otorite boşluğu, 1827 senesinde yaşanan Sırp ayaklanması ile çöküş sürecine girmişti.