EROZYON

Toprak örtüsünün akarsu ve rüzgâr gibi dış kuvvetlerin etkisiyle taşınmasına erozyon denir. Uzun yıllar boyunca oluşan toprağın daha kısa bir zamanda erozyonla taşınması ülke toprakları için çok büyük bir tehlikedir (Görsel 1.155). Türkiye, erozyonun çok şiddetli olduğu ülkeler arasındadır. Türkiye’de erozyon; tarım alanlarının %59’unda, orman alanlarının %54’ünde, mera alanlarının da %64’ünde oldukça aktif olarak görülmektedir.

Türkiye’de yeryüzü şekillerinin çok engebeli olması, yağışların özellikle iç kesimlere sağanaklar şeklinde düşmesi ve bitki örtüsünün tahrip edilmesi erozyon riskini artırmıştır. Türkiye’de en çok su erozyonu görülmekle birlikte İç Anadolu’da özellikle Karapınar (Konya) çevresinde görülen rüzgâr erozyonu topraklarımızı tehdit etmektedir.

Erozyonun giderek önemli bir tehdit hâline gelmesinde tarlaların eğim yönünde sürülmesi, bitki örtüsünün tahrip edildiği eğimli yamaçların tarıma açılması, nadas uygulamaları ve meralarda görülen aşırı otlatma gibi insan kaynaklı nedenler yatmaktadır.

Binlerce yılda oluşabilen toprak örtüsü, şiddetli erozyon nedeniyle deniz, göl vb. çukur alanlara taşınarak kısa sürede yok olmaktadır. Böylece tarımsal üretim azalmakta ve artan nüfusun tarım ürünleri ihtiyacı ithalat yoluyla karşılanmaya çalışılmaktadır. Erozyona maruz kalan topraklar, akarsular vasıtasıyla baraj göllerine taşındığı için bu alanların kullanım ömürleri kısalmaktadır. Şiddetlenen erozyon, ülke
topraklarının bir bölümünü çölleşme riskiyle karşı karşıya bırakmış vaziyettedir. İç kesimlerde yer alan Konya, Iğdır ve Şanlıurfa gibi illerin bazı kesimlerinde çölleşme belirtilerini görmek mümkündür (Görsel 1.156). Erozyon, ayrıca kırsal kesimden kentlere olan göçü artırarak ekonomik ve toplumsal problemleri beraberinde getirmektedir.

KAYNAKÇA:

COĞRAFYA – 10 Ders Kitabı ( Kenan TÜRKEZ – Mutlu KARAKOÇ – Nurullah BALŞEN – Tolga PEKTAŞ – İsmail ÖZDOĞAN)  ISBN 978-975-11-4530-7