AMERİKAN YERLİLERİ (KIZILDERİLİLER) TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ

Avrupalıların, Karayip Denizi yakınlarında (San Salvador Adası, Bahamalar veya Turks ve Caicos Adalarından birinde) 1492 tarihinde Taino Kızılderilileri ile karşılaşmalarından çok önce, MS 1000 yıllarında İskandinav Vikigleri günümüz Newfoundland  – Kanada açıklarına kadar ulaşmışlardı. 

Esasen Amerika ilk sakinleri günümüzden 35.000 yıl öncesine dayanan Asya’lı göçüyle olmuştu.  

Bering Boğazı

Tarihçiler genellikle Kuzey Amerika’ya erken göçü iki teoriden birine bağlamaktadırlar. Birincisi teoriye göre, Asyalı avcı toplayıcı toplulukların, Sibirya ile Alaska’yı birbirinden ayıran Bering Boğazının, son buzul çağı döneminde oluşan doğal köprü aracılığıyla geçmesiyle oluştuğunu iddia etmektedirler. Bu doğal köprü 13.000 yıl öncesine kadar varlığını devam ettirdi ve göçler 25.000 yıl boyunca sürdü. İkinci teori ise avcı toplayıcı toplulukların bölgeye geldiklerini ve Alaska hattından güneye doğru gittiklerini iddia etmektedir. Her iki iddianında geçerliliği ve birlikteliği otoritelerce kabul görmektedir.

İlk Amerikalı yerleşimcilerin dillerinin kökleri MÖ 7.000 yıllarına dayanan Athabaskan diliydi. Athabaskan dilini Apaçi ve Navajo dilinde hissedilir derece de görülebilmektedir.  Zamanla değişen iklimler ve koşullar neticesiyle dağılan insan toplulukları, kendi kültür ve dil yapılarını geliştirip farklılaştırmışlardı.  

İlk Amerikalılar için Avrupalılar “İndian – Hindistanlı” ismini uzun yıllar kullanmışlardı. Colombus,  ayak bastığı yeni kıtanın hayali ve hedefi olan Hindistan olduğunu düşünmüş ve yerlilere Hindistan’lı anlamı taşıyan “İndian” adını vermişti. Bu isimlendirme genel kabul görmüş ve birkaç asır boyunca devam etmişse de 1960’lı yıllarda ABD ve Kanadalı toplum aktivistleri “İndian” tanımlanmasının hatalı bir söylem ve ırkçı bir çağrışım yaptığını iddia ederek tepkiler koymuşlardı. Birkaç kabile dışında Kızılderili toplumu oluşturan halklar, kendi kabile isimleriyle çağrılmayı ve isimlendirmeyi tercih etmeye yönelmiş ve alt kültür bilinci güçlendirilmeye çalışılmıştır. Yerli kabileler tarafından alt kültür bilinci güçlenmeye çalışsa da halen Avrupalı Amerikalılar “American İndian” tanımlamasından vazgeçmemektedir.      

Amerikan Yerlileri alt kültür gruplarını ayırt etmenin en kolay ve bilindik anahtarı, yaşanılan ev ya da çadırların tipiydi. Alaska yerlisi olan Eskimolar İglolar (Buz evler) yaparken – bu kültür halen yaşatılmaya çalışılmaktadır – , Kuzey Batı orman Kızılderilileri Dikdörtgen yatay evler inşa etmekteydi. Güneybatı’daki Pueblo Kızılderililerinin bazıları düz çatılı, genellikle çok katlı evler inşa ettiler. Kuzeydoğu Kızılderilileri varil evlerde yaşıyordu. Daha güneyde yaşayan Ova yerlileri ise Deriden yapılma çadırları tercih etmekteydiler -ki bu ev tipi Kızılderili kültürünün sembol değeri haline gelmiştir-. 

Kızılderili halkları arasında görülen kültürel çeşitlilik ve farklılık başta giyim olmak üzere el sanatları, silah ve kabile ekonomisi, sosyal ve dini geleneklerde fark edilmekteydi.

Amerikan yerlileri kök olarak birbirleriyle akraba olmalarına rağmen evlilik gelenekleri farklılık göstermekteydi. Bu çeşitliliğe rağmen evlilik oldukça kutsal sayılmakta ve çekirdek aile yapısı oldukça önem arz etmekteydi. Bazı Kızılderili kabilelerinde erkeğin ailesi önem arz ederken bazılarında ise kadının ailesi önemliydi. Ova Kızılderililerinde, kadın birinci derece üretim sağlayıcıydı ve Avrupalı kadınlara nazaran söz hakkı daha fazlaydı. 

Kızılderili inancı ana merkezinde; Ölü veya diri insanı, hayvanı ve bütün bitkileri kapsayan ruhani bir dünya inancı ve bu dünya ile gerçek dünya arasında güçlü bir bağın olduğu kültü baskındı. Ruhani rehberlik; görülen rüyalarda, hayattta yaşanılan zorluklarda veya yapılan şaman dansı ritüellerinde aranılmaktaydı. Kabile şamanları veya büyücüleri hem inanç, hem şifacı hem de rehber görevlerini üstlenmekteydi ve cinsel bir ayrımın söz konusu değildi.

İnançlarına karşı sonsuz bir sadakat ve güven duyan Kızılderili sosyolojisinin temelinde cinsiyetçi bir ayrım keskinliği yoktu. Kabile içinde ki uyum ve işbirliğine eklenen sabır bulunmaktaydı. 

Kuzeydoğu Kızılderilileri çoğunlukla tarım, avcılık ve balıkçılıkla yaşamlarını sürdürdüler.  Algonquin, Iroquois, Huron, Wampanoag, Mohican, Ojibwa, Ho-chunk (Winnebago), Sauk, Fox ve Illinois kabileleri için en önemli sosyal ve ekonomik birim, birkaç düzine ile birkaç yüz kişiden oluşan köy yapılarıydı. Birkaç köy veya mezra bir kabile oluştururdu ve aşiret grupları bazen güçlü konfederasyonlar halinde örgütlenirdi. Bu ittifaklar genellikle çok karmaşık siyasi örgütlerdi ve adlarını genellikle kabilenin en güçlü üyesinden alırdı. Geleneğe göre, bu ittifakların en ünlüsü, 1570 – 1600 yılları arasında varlığını sürdüren Iroquois Konfederasyonuydu.  

Ovaların Kızılderilileri için yaşam, atın İspanyol fatihler tarafından Amerika’ya getirilmesinden sonra dramatik bir şekilde değişti. 1750’ye gelindiğinde, Atlar ovalarda nispeten yaygın hale geldi ve bölgedeki insan hareketliliğini ve üretkenliğini büyük ölçüde artırdı. Köylerde yaşayan ve tarım uygulayan birçok Kızılderili, Crow Sioux, Blackfoot, Cheyenne, Comanche, Arapaho ve Kiowa gibi kabile, göçebe bir yaşama geçiş yapmak zorunda kaldı.

C. Colombus’un Amerika’ya ilk gelişi sırasında kıtanın tamamına dağılmış tahmini 1.5 Milyon Amerikan yerlisinin olduğu düşünülmektedir. Kıta yerlileri Avrupalıların gelişiyle beraber, daha önce hiç görmedikleri çiçek gibi bulaşıcı hastalıklar ve toplu öldürülmeler neticesinde ciddi nüfus kayıpları yaşamıştır. 

ABD ordusu tarafından alıkonulan Kızılderili kadın ve çocuklar

Avrupalılar ve yerli Amerikalılar arasında yaşananların yanı sıra çok ciddi kültür alışverişi olmuştur. Avrupalılar kıtaya at, sığır, koyun, kahve, şeker kamışı ve buğday getirirken; Kızılderili kültüründen yerel yemekler, otacılık, patates ve domates gibi bilinmeyen mahsulleri yetiştirme teknikleri öğrenmişlerdi. 

Avrupalı sömürgeciliği politikalarının neticesinde Amerikan yerlisi halkları tamamen yok olmuş, kısmen yok edilmiş, sürgün edilmiş veya kültür baskılarıyla asimile edilmeye, 30.000 yıllık bir mirasın üstü örtülmeye çalışılmıştır.